UZAKLAR

hicbir beyaz bembeyaz; hicbir yaz, yaz kalmiyordu!

Penceremdeki Yaşamın kıyısından Alıntılar



Eylül 17, 2008

Devrimci bir kadın Olympe de Gouges



Olympe de Gouges (7 Mayıs 1748 - 3 Kasım 1793) Fransız yazar. Feminizm odaklı yazılarıyla büyük ün toplamıştır. 1791 yılında Fransız kadınlarının Fransız erkekleriyle eşit konuma getirilmesi ve eşit haklara sahip olmasını istemiş, bu isteğini kamuoyuna sunmuştur. Meclisin çıkardığı Erkek ve Yurttaş Hakları
Bildirgesi`ne cevaben Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi`ni yayımlamıştır. Daha sonra fikirleri nedeniyle giyotin ile idam edilmiştir.

1748 yılında Fransa'nın güneyindeki Montauban'da doğmuştur. Babası kasaplık, annesi ise giyim işiyle uğraşmaktaydı. Küçük burjuva (petit bourgeois) bir ailenin kızı olan Olympe'nin ailesi ona "Marie Gouze" ismini vermişti. 1765 yılında çok genç bir yaşta Louis Aubry ile evlenmiş, fakat kısa bir süre sonra (18 yaşındayken) kocasını terk ederek Paris'e kaçmış ve burada "Olympe de Gouges" ismini almıştır.
Paris'e gider gitmez yoğun çalışmalara daldı, makaleler, manifestolar ve sosyal bilince sahip önemli konulara odaklanmış oyunlar yazmaya başladı. Okuma yazma bilmediği ve okul eğitimi görmediği düşünülürse, bu çalışmalarının çoğunu okuma yazma bilen bir kişinin yardımıyla başarmış olmalıdır.

1774 yılında kölelik karşıtı oyunu "L'Esclavage des Nègres"i kaleme aldı. Kadın oluşu ve oyununun konusu nedeniyle oyunu 1789 Fransız Devrimi'nin başlangıcına kadar basılmamıştır. Evlilik dışı ilişkiler ve boşanma hakkı gibi cinsiyet ve kadın hakları ile ilgili konularda da eserler kaleme almıştır.

Fransız Devrimi'ni sevinçle ve umutla karşılamasına rağmen kısa süre sonra eşit hakların sadece erkeklere verildiğini, kadınların erkeklerle eşit statüye getirilmediğini gözlemleyince Fransız Devrimi'ne olan inancını ve umutlarını yitirdi. 1791 yılında kadınlar için eşit politik ve yasal hakları talep eden bir dernek olan Cercle Social`e katıldı. Cercle Social dönemin ünlü kadın hakları savunucusu Sophie de Condorcet'in evinde buluşurdu. Daha sonra ünlenecek "Kadına darağacına çıkma hakkı tanınıyor; öyleyse kürsüye çıkma hakkı da olmalıdır" sözünü ilk kez bu sıralarda söylemiştir. Bu sözü aynı yıl kaleme aldığı Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'nin de 10. maddesini oluşturmuştur. Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi (Déclaration des droits de la Femme et de la Citoyenne) o yıl (1791) meclis tarafından yayımlanmış olan Erkek ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'ne (La Déclaration des droits de l'Homme et du citoyen) bir cevap niteliği taşıyordu.

İnandığı her şeyin uğrunda sonuna kadar direnen, tutkulu ve heyecanlı bir kişiliği vardı. Dönemin kaotik ortamında adaletsiz olarak tanımladığı her işe karşı çıkmıştır. Karşı çıktığı konulardan biri de devrilen Fransa kralı 16. Louis'in (Louis XVI) idam edilmesiydi. Bu idama karşı çıkmasının nedeni tam olarak bilinmese de, başlı başına 'idam cezası'na karşıydı ve ona göre siyasi strateji açısından da en iyisi kralın öldürülmemesiydi.

Fransız Devrimi sırasında yer alan adaletsiz ve vahşi olarak tanımlanabilecek birçok olay, ve bu olayları önleyemeyişi onda büyük bir rahatsızlık uyandırıyordu. Bu rahatsızlığı nedeniyle yazımı sertleşti ve meselelere çok daha şiddetli eleştiriler getirmeye başladı. Sonunda Le trois urnes, ou le salut de la Patrie, par un voyageur aérien isimli eseri nedeniyle Temmuz 1793'de tutuklandı. Aynı yılın Kasım ayında giyotin ile idam edildi.

Olympe de Gouges yoğun olarak kadın hakları için savaşmakla beraber kadın hakları konusuyla kendisini sınırlandırmamış, gördüğü her türlü haksızlığı eleştirmiş, sessiz kalmamıştır. Israrcı tutumu, yılmazlığı yönetimi rahatsız etmişti. Eserleri kadın ve insan hakları açısından büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca Fransız Devrimi'nin ve dönemin kadına ve özgür düşünceye bakış açısını anlamak açısından da eserleri farklı bir önem arz eder.

alıntı

<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>
@

  1. Yazan: isimsiz | Tarih: 2008-10-28 15:56:19 Saat: 2008-10-28 15:56:19
    Konu: kadınlar
    Helal olsun böyle kadınlara !

    Baglanti >

Bir Şiirdir Yaşamak






Bir Veda Havasından Aysız Sevinçsiz Kelimeler
Yıllarımın en acar
en uçarı
duyguları
nasıl da yüreğimin en kırçıl
en acımsı
yaraları oldular
Bu ne yaman
bir rüzgâr?
Sanki gök
bir uçurum..
Bulutlar
kırlangıçsız
ışıksız..
Kırağı vurdu kıra..
Dal sızlanıp kurudu..
Köreldi
kökleri nanelerin..
Itır
kokusundan soğudu..
Bu ne sakar bir duygu?
bir yanı
yangınlanır
parıldar
Bir yanı
canatar solgunluğa..
Kırağı vurdu..
Söndü ateşböceği,
dağıldı ürpertisi ruhuma..
Bir karartıdır artık
en körpe tomurcuğun
en narin gözeneği..
Elveda nazlı bebek..
Elveda kelebeğim..
Yüzünü gecelerin
ıssız boşluğuna gizleyip
için için ağlayan
yanık gelin
elveda..
Yazık ki
bağrımda uğuldayan
huysuz
uykusuz kelimelerle
bu son tutuşum seni
bu sana son bakışım..
Geçip gidiyor işte
günler
hiç durmadan..
Dilerim
tozlanmasın yeniden
özlemindeki uyum
o hırçın inceliğin
karlanmasın bir daha..
Ne benimle acılan
ne ömrün acılansın..
Bağrımda uğuldayan
aysız
sevinçsiz kelimelerle
bu son tutuşum seni
bu sana son bakışım..
Elveda mavi çiçek..
Elveda tarla kuşum
Nihat Behram

Edip'e Yanıtı Bilinen Sorular

Image Hosting by Picoodle.com Yıldızların ülkesi var mıdır Edip
Dicle aktığı toprakları seçer mi?
Kasrik boğazı'ndan esen kanlı zemheri
Yalnız Kasrik'te mi üşütür insanı?
Herkes türküsünü elbet kendi sesiyle söyler
İnsanın dili boynuna kement olur mu?
Öldürmeğe ekinlerden başlayan adamlar
Eşiklere nasıl bir zulümle gelirler?
Kimsenin kalmadığı darmadağın köylerde
'Önce Vatan' yazısı bir hüzün değil midir?…
Şükrü Erbaş

SUSUYORUM DİNLE BENİ…

Image Hosting by Picoodle.com Ansızın, hiç sebep yokken aklıma düşüyorsun.
Çağrılmış bir çocuğun sevinci var ellerinde.
Dağlar, uzak yollar Akdeniz gülen gözlerin
İste yine çaresiz susuyorum, dinle beni.
Geceden ürkmüş solan mavi ay
Saçlarında tuz kokusu kayalara koşan deniz…
Tarifsiz bir aşkın ilmiğini çözerken gözlerin
İste yine çaresiz susuyorum, dinle beni…
Bir martı telaşı var yüreğimde
Kanatları bulutlara değen bir şahin dinginliği
Ardına kadar açık kapıların pervazında bir söz
İşte yine çaresiz susuyorum, dinle beni…
Hasan Kaya

KİTAPLARA ALINMAYAN ŞİİRLERDEN:






...----...
--------------------
Sararmış evlerde rutubet koklayan kızlar/
Hiç kendileri için yaşamadılar/
Düşlerde bozgun, aşklarda hicran/
Kendilerinden uzağa kaçamadılar..
---------------------
Siyah bir rutubetti hayat, geçtim…/
İstanbul’un saçlarına kar yağıyordu/
Kar yağıyordu yazgılarımızın titrek yüzüne/
Çalınan gülüşlere, kırılan camlara, dökülen kanlara kar…/
Herkesin yazgısında bir düş,/
Her ömrün tufanında bir aşk deliriyordu/
ve gecelerin göğsüne bıçaklanmış kadınlar düşüyordu!/
------------------------ Belki bu yüzden ne kar ne şiir/
Yetmiyordu günleri ağartmaya…/
Yetmiyordu hayat hiçbir şeyi ucuza kapatmaya/
Yine de küfredilmiş adamlar şafakları şarapla yıkıyordu...
----------------------
Kar yağıyordu günlerin puslu yüzüne/
Sanal sevgilere, kinlere, kirlere/
Bir asker postalının balçıktaki izine/
Eski fotoğraflara, üşümüş sevinçlere/
Çocukların beyaz nefeslerine, Emine’ nin yüzüne/
Kar yağıyordu bu ödünç ve haczedilmiş günlere/
Kıyılarında bir ceset gibi kaldığımız düşlere…
------------------------
Siyah bir rutubetti hayat, geçtim…/
Siyah bir rutubetti, hepsi bu işte/
Şahdamarımda birkaç bayat şiirle/
Üstelik imanım da gevremişti aşktan, hayattan/
İstanbul’un saçlarına kar yağıyordu…
(Yılmaz Odabaşı.)
-----------------------
Sevgileri yarınlara bıraktınız/
Çekingen, tutuk, saygılı./
Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı.../
Bitmeyen işler yüzünden/
(Siz böyle olsun istemezdiniz)/
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi/
Kalbinizi dolduran duygular/ Kalbinizde kaldı./
Siz geniş zamanlar umuyordunuz/
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek./
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk geçeceği aklınıza gelmezdi./
Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı./
Gecelerde ve yalnız./
Vermeye az buldunuz/
Yahut vakit olmadı. (BEHÇET NECATİGİL)
----------------------
Güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan/
Dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar/
Dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsan/
Muş - Tatvan yolunda bir yer kanar/
Muş - Tatvan yolunda güllere ve devlete inanırsan/
Eşkıyalar kanar kötü donatımlı askerler kanar/
Sen bir yaz güzelisin,/
Yaprakların ekşi, suda yıkanırsan/
Portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar/
Bir yolda el ele gideriz, o yolda bir gün usanırsan/
Padişahlar ve muşlar kanar, darülbedayiler kanar/
Muş - Tatvan yolunda bir gün senin akşamın ne ki/
Orada her zaman otlar otlar ergenlikler kanar./
El ele gittiğimiz bir yolda sen git gide büyürsen/
Benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar.(TURGUT UYAR)
----------------

En SoN İz Bırakanlar

Müzik-Kutusu

nergizler bize küstu.swf nergizler bize küstu ....