Kemanı ağlatan adam:Farid Farjad

Dİnle

<embed src="http://static.boomp3.com/player.swf?song=bzq0klii8_0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="200" height="20" allowScriptAccess="always" align="middle"></embed>


.faridfarjad

Çocuklukta, oyunun aracıdır müzik. Oyunun heyecanı içerisinde
müzikle kovalanırız, saklanırız, yarışırız.
Söylediğimiz birbirini tekrar eden tekerleme ve şarkılarla neşemize neşe katarız.
Duygularımızı en yoğun olarak yaşadığımız çağdır gençlik çağı.
Bu dönemde müzik bazen ayrıldığınız sevgilinizle ağlamanıza saatlerce eşlik ederek,
ağlamanızın ‘ilacı’ haline gelir. Ya da kazandığınız bir futbol maçının katmerleşmesinin
‘kutlama’ aracıdır. ‘Yaş yolun yarısına’ ayak bastığınızda heyecanınız biraz sönükleşmiştir.
Artık sevincinizi tavana, acınızı dibe vurarak yaşayamazsınız.
Ezberlenmiş, rutin olanın dışındasınız.
Sizi ağlatacak sızlatacak, oynatacak zıplatacak müzik türü geride kalmıştır.
Söz sizin için artık anlamlı hale gelmiştir.
Tıpkı bir dengbej gibi söz avcısı olup sözün anlamının peşindesiniz.
Ölüme doğru yol aldığınızda görmüş ve geçirmiş birisi
olarak söz siz de kısmen anlamını yitirmiştir .
Sözün bittiği yerde ses vardır.
Bu ses müziksel anlamda sizde enstrümantal olarak yaşamınızda yer edinir.
Bu dönemde enstrümantal müzik dinletiniz ,yaşadıklarınızın fon müziği haline gelir.
Bu aralar ben de derin izler bırakan,
anlamı olan sözlerden ve ruhumu okşayan seslerden oluşan
enstrümantal müzikleri dinliyorum.
Kimsesizliğime, kimliksizliğime, yoksunluğuma, yoksulluğuma bu sözler ve sesler ortak oluyor.
Kimi zaman acılarımı dindiriyor. Bazen de bu acılardan
tatlı bir haz alıyorum bu sözler ve seslerde.
Bir yanım anonim kültürle harmanlaşmış türkülere yaklaşırken,
diğer yanım bireyleşmiş olan şimdiki beni anlatan yabancılaşmamı,
yalnızlığımı, aşksızlığımı konu alan seslerle iç içeyim.
Öyle anlar olur ki bir çok arkadaşa, dosta çok ihtiyaç duyarsınız.
Dostluklara, arkadaşlıklara boğulmak istersiniz.
Doğadaki bütün renkleri bir araya getirerek
bir tuvale bir fırça darbesiyle sığdırmak istersiniz.
Dünyada gezemediğiniz, gidemediğiniz diyarlara yolculuğa çıkmak istersiniz.
Bunların hepsini bir araya getirerek tek kaba sığdırmak istersiniz.
Farid Farjad’ı dinlerken bütün bunları bir arada yaşarsınız.
Farjad , eski Fars çalgısı olan Rebabın modern şekli olan kemana
belki de tarihi bağları nedeniyle
melankolik bir anlam yükleyebilen İranlı bir keman virtüözüdür.
Fars Halk Müziği üzerinde çok derin bilgisi olan Farjad
keman ile doğunun acılarını,dertlerini, sevincini, heyecanını
''Batı Klasiği ''şeklinde kemanıyla yorumlamıştır.
Doğuda yaşanan savaşları, kırımları, açlığı, yoksulluğu
melankolik bir havayla dile getirmiştir.
Farjad’ın Anroozha I, II, III, IV adlı çalışması ve
Golha Okestrası adlı kolektif bir çalışması vardır.
Doğu insanı olarak yaşadıklarımızla, yaşayamadıklarımızla duygusallığa yöneliriz.
Yaşadığımız acılarla, ulaşamadığımız yaşantılar
bizleri melankolik ruh haline sürükler.
Farjad’ın müziği bu yönüyle doğuyla bütünleşmiştir.

Farjad’ın kemanının melodileri sizi gidemeyeceğiniz,
göremeyeceğiniz diyarlara yolculuğa çıkarıyor.
Dinlerken değişik ırkta, renkte, dinde insanların öykülerine ortak oluyorsunuz.
Bir yanınızla Ermeni,bir yanınızla Kürt, Fars, Arap, Türk gibi hissediyorsunuz kendinizi.
Orta doğuda yaşanan savaşlara, kırımlara şahit oluyorsunuz.
Şarkılardaki geçişlerde Anonim kültürün insanı oluyorsunuz.
Ortak sevinçleri, acıları toplumunuzla yaşıyorsunuz.
Bir anda müziğin ezgisi sizi ters yöne sürüklüyor.
Artık kendinizlesiniz. Bireysel öykünüzle ruhunuz daralmaya başlıyor.
Özgürlüğe doğru yol alıyorsunuz.
Prangalarınız sizi bir yerlere bağlı kılıyor.
Çaresiz olduğunuz hissine kapılıyorsunuz.
‘Çare sizsiniz.’ diye söylüyor içinizdeki bir ses.
Alışkanlıklarınızdan sıyrılmak istiyorsunuz.
Yaşadığınız ezberden kaçıp bir yerlere ‘gitmek’ istiyorsunuz.
Gittiğiniz yerlerde yeni insanlara yeni mekanların size kucak açmasını bekliyorsunuz.
Oradaki insanlarla öykülerinizi karşılaştırıyorsunuz.
Öykülerinizin ortaklığına şahit oluyorsunuz.
Odanızın boşluğunu dolduran keman sesiyle ‘sessizliğin sesine’ dalıyorsunuz.
Pencerenizi açıp göğün maviliğine bir başka anlam yüklüyorsunuz.
Sizi sahile atıp göğün maviliği ile denizin maviliğini bir arada görme isteğinizi
yerine getirecek meltemi bekliyorsunuz.
Ya da kırlarda kelebek olarak kısa sürecek ömrünüzün bilincinde olup,
kısa bir zamana çok yaşantı sığdırarak yaşamın tadını çıkarma isteğini duyuyorsunuz.
Arı gibi bir o dala, bir bu çiçeğe konup dünyadaki güzellikleri emerek kendi kovanınıza taşıyorsunuz.

Nietzche : ‘ Müzik temelde bizde belli oranda güç kazanan yaşam duygusunun özünde gizli olan acıyı anlatır; müziğin verdiği heyecanın yapısında da bu acıdan uzaklaşıp onu uzaktan izleme düşüncesi vardır.’ diyor.

Farjad’ın kemanın sesinin melankolisinden geçmişin getirdiği acılarla yüzleşiyorsunuz.
Acılardan kaçtığınız, onları ötelediğinizde acıların tekrarına izin vermeniz söz konusu olur.
Bu acılarla müzik yoluyla da olsa yüzleşmek bir daha ölümü değil yaşam duygusuna bizleri yöneltir.Anadolu’daki halkların şarkılarında hüznü anlatan sözlerin bolluğu bundan olsa.
Topluma dayatılan, toplumu militarize eden kahramanlığı, savaşı, öfkeyi yücelten seslere kulağımı kapatıyorum. Başarıyı, para kazanmayı, hırsını anlatan sözlerden ve seslerden kaçınıyorum. Kemanı ağlatan Farid Farjad’ın melodilerindeki melankoliye kulak veriyorum . Dinlediğimde gözlerim doluyor, yüreğim kıpır kıpır oluyor. Farjad’ın kemanından çıkan seslerin melankolisi beni geçmişimle yüzleştirerek, güzel bir geleceğe davet ediyor…


Alıntı



Farid Farjad'ı buradan dinleyebilirsiniz

<embed src="http://static.boomp3.com/player.swf?song=bzq0klii8_0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="200" height="20" allowScriptAccess="always" align="middle"></embed>

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !