Lili Marleen

“Kışlanın büyük kapısının önünde
Büyük bir sokak lambası vardı
Ve o orada durdukça buluşacağız
Sokak lambasının yanında duracağız
Tıpkı bir zamanlar Lili Marleen gibi”

Çok eskiden duymuştum ismini: kimdi, neyin nesiydi?.. İlk olarak Ahmet Kaya’nın, tamtamlı bir marşın girişini andıran şarkısı:

“Akşam olur mektuplar hasretlik söyler / Zagrep Radyosu’nda Lili Marlen türküsü…”

Siperden sipere, ateş altında söylenen bir ezgiyi andırıyorsu. Sanki askerlerin, o korkunun en dolu dizgin anında birbirlerine güç vermek için mırıldandıkları bir şarkıydı bu.

Adı: Lili Marleen
Yeminlerin, sözlerin, değerlerin anlamsızlaşmaya başladığı, sadece yaşamanın tek erek olduğu o demde bir “Lili Marleen” gelip dokunuyordu yüreğe. Her taraftan kurşunlar yağıyordu üstümüze. Şarapnel parçalarıyla daha bir deşiliyordu ölülerimiz, her yanımız ölümdü. Her yer ölüm kokuyordu. Ve işte o zaman: “Hadi”, diyordu Lili Marleen; “Hadi bana dokun, dokun hayata; ben seni bekliyorum bu şarapnellerin bittiği yerde, o beni beklediğin sokak lambasının altında. Kazanman gerek; şanlı, yürekli asker, onurlandır hadi beni. Ben en yiğit savaşçıyı bekliyorum” diyordu, ihtiraslı bir hafif meşrep edasıyla.

Hans Leip Konuşuyor
Savaşın bu en caf caflı anında seni düşünüyorum. İnsan ya hapishanede ya da askerken bu kadar düşünür diyorlar uzakta olanı. Birazdan bizim şair Henri de gelir.
Hep tekrarlar durur o sözü: “Bu zavallı halimiz değerli kılıyor her şeyi”

Hiçbir şey bu kadar değerli olmasa gerek, şimdi hissettiğim gibi. Kaderin okları yüreğime saplandığında ölceğim sandım.

Dün bir şiir yazdım, hep seni düşünüyorum hep, ölümün ensemden buz gibi geçtiği o anda ya da gece karanlığı, günmüşçesine aydınlanırken korkulu gözlerimizin duldasında, şarapneller uçuşurken dört bir yanda… Ben hep seni düşünüyorum.

GÖRÜŞECEĞİZ YİNE
Gözlerini düşünüyorum marleen,
yalnızlık boğazıma yapıştığında
ve
‘bu dünyada hep savaş vardı’
düşüncesini unutmak istediğimde
yaşama dair bir güzellik gibi
geliyorsun aklıma.

Uzakta serin elleriyle,
tutuşan öfkelerime dokunan elleri Lili’nin.
İnsan bir bahar sabahı
gözlerini gülerek açar ya
Ben yıllardır bahara açmadım gözlerimi
Sanki bu barikatlarda doğmuş gibiyim
ve biliyorum
bu barikatlar
mezarım olacak benim.
Tek avutucu düşüm Lili Marleen…

ŞARKININ HİKAYESİ
Şarkının sözleri Birinci Dünya Savaşı’nda Rus Cephesi’nde savaşan Alman asker Hans Leip tarafından yazıldı. Hamburg’da doğmuş bir roman ve hikâye yazarıdır Hans. Savaş sırasında (1915) Marleen isminde bir hemşîre ile tanışır. Ancak, eski sevgilisinin adı da Lili’dir. Bu anlamıyla iki sevgilisinin isimlerini bir şarkıda birleştirmiştir. zaten şiirde de, genç bir kadınla asker sevgilisi anlatılmaktadırlar. Şiirin gerçek kahramanları, elbette kendisiyle o iki sevgilisidirler.

Şarkısının adı: “Lambanın altındaki kız” ( Almanca, Das Mädchen unter der Laterne) idi. Ancak
Lili Marleen olarak ün kazandı. Parçanın Lale Andersen tarafından 1939′da Marlene Dietrich’in sesi ile kayıt edilmesi ününü epeyce arttırdı. Daha sonraları Nazi rejimince Nazi propagandası olarak kullanılmasına rağmen şarkı popülerleşmeye devam etti. 1941′de Belgrad’ın işgali sonucu Belgrad Radyosu’nun Alman ordusunun radyosu haline gelmesi ile bütün Avrupa ve Akdeniz’de de yayınlandı. Her akşam saat 21:55′de çalınmakta ve hem Alman hem de müttefik askerleri tarafından ilgiyle dinlenmekteydi.

Rivayetlere göre silah sesleri bile kesiliyormuş şarkı sırasında. Alman askerleri o sırada ateşe ara veriyor ve şarkı bittikten sonra yeniden devam ediyorlarmış savaşmaya. Müttefik kuvvetleri de aynı şeyi yapıyorlarmış. Diğer taraf şarkının sözlerini anlamasa da içli notaların sesi onları da etkiliyormuş. Ve saat 21:55 olduğunda cephede tüm silahlar susuyor, tek bir ses yankılanıyormuş her yerde: Lili Marleen…

“Kışlanın büyük kapısının önünde
Büyük bir sokak lambası vardı.
Ve o orada durdukça buluşacağız,
Sokak lambasının yanında duracağız.
Tıpkı bir zamanlar Lili Marleen gibi”

Son olarak şarkının birçok müzisyen tarafından seslendirildiğini belirtmeliyim, hatta Edit Piaf tarafından modern bir düzenlemesi bile yapıldı; ama yine de eski versyonu, Marlene Dietrich’in seslendirmesi daha hoş geldi:

 

Son

 

<object width="225" height="255"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/mjlt0GgVZtI&hl=en"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/mjlt0GgVZtI&hl=en" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="225" height="255"></embed></object>

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !