UZAKLAR

hicbir beyaz bembeyaz; hicbir yaz, yaz kalmiyordu!

Penceremdeki Yaşamın kıyısından Alıntılar



Nisan 2, 2008

Lili Marleen

“Kışlanın büyük kapısının önünde
Büyük bir sokak lambası vardı
Ve o orada durdukça buluşacağız
Sokak lambasının yanında duracağız
Tıpkı bir zamanlar Lili Marleen gibi”

Çok eskiden duymuştum ismini: kimdi, neyin nesiydi?.. İlk olarak Ahmet Kaya’nın, tamtamlı bir marşın girişini andıran şarkısı:

“Akşam olur mektuplar hasretlik söyler / Zagrep Radyosu’nda Lili Marlen türküsü…”

Siperden sipere, ateş altında söylenen bir ezgiyi andırıyorsu. Sanki askerlerin, o korkunun en dolu dizgin anında birbirlerine güç vermek için mırıldandıkları bir şarkıydı bu.

Adı: Lili Marleen
Yeminlerin, sözlerin, değerlerin anlamsızlaşmaya başladığı, sadece yaşamanın tek erek olduğu o demde bir “Lili Marleen” gelip dokunuyordu yüreğe. Her taraftan kurşunlar yağıyordu üstümüze. Şarapnel parçalarıyla daha bir deşiliyordu ölülerimiz, her yanımız ölümdü. Her yer ölüm kokuyordu. Ve işte o zaman: “Hadi”, diyordu Lili Marleen; “Hadi bana dokun, dokun hayata; ben seni bekliyorum bu şarapnellerin bittiği yerde, o beni beklediğin sokak lambasının altında. Kazanman gerek; şanlı, yürekli asker, onurlandır hadi beni. Ben en yiğit savaşçıyı bekliyorum” diyordu, ihtiraslı bir hafif meşrep edasıyla.

Hans Leip Konuşuyor
Savaşın bu en caf caflı anında seni düşünüyorum. İnsan ya hapishanede ya da askerken bu kadar düşünür diyorlar uzakta olanı. Birazdan bizim şair Henri de gelir.
Hep tekrarlar durur o sözü: “Bu zavallı halimiz değerli kılıyor her şeyi”

Hiçbir şey bu kadar değerli olmasa gerek, şimdi hissettiğim gibi. Kaderin okları yüreğime saplandığında ölceğim sandım.

Dün bir şiir yazdım, hep seni düşünüyorum hep, ölümün ensemden buz gibi geçtiği o anda ya da gece karanlığı, günmüşçesine aydınlanırken korkulu gözlerimizin duldasında, şarapneller uçuşurken dört bir yanda… Ben hep seni düşünüyorum.

GÖRÜŞECEĞİZ YİNE
Gözlerini düşünüyorum marleen,
yalnızlık boğazıma yapıştığında
ve
‘bu dünyada hep savaş vardı’
düşüncesini unutmak istediğimde
yaşama dair bir güzellik gibi
geliyorsun aklıma.

Uzakta serin elleriyle,
tutuşan öfkelerime dokunan elleri Lili’nin.
İnsan bir bahar sabahı
gözlerini gülerek açar ya
Ben yıllardır bahara açmadım gözlerimi
Sanki bu barikatlarda doğmuş gibiyim
ve biliyorum
bu barikatlar
mezarım olacak benim.
Tek avutucu düşüm Lili Marleen…

ŞARKININ HİKAYESİ
Şarkının sözleri Birinci Dünya Savaşı’nda Rus Cephesi’nde savaşan Alman asker Hans Leip tarafından yazıldı. Hamburg’da doğmuş bir roman ve hikâye yazarıdır Hans. Savaş sırasında (1915) Marleen isminde bir hemşîre ile tanışır. Ancak, eski sevgilisinin adı da Lili’dir. Bu anlamıyla iki sevgilisinin isimlerini bir şarkıda birleştirmiştir. zaten şiirde de, genç bir kadınla asker sevgilisi anlatılmaktadırlar. Şiirin gerçek kahramanları, elbette kendisiyle o iki sevgilisidirler.

Şarkısının adı: “Lambanın altındaki kız” ( Almanca, Das Mädchen unter der Laterne) idi. Ancak
Lili Marleen olarak ün kazandı. Parçanın Lale Andersen tarafından 1939′da Marlene Dietrich’in sesi ile kayıt edilmesi ününü epeyce arttırdı. Daha sonraları Nazi rejimince Nazi propagandası olarak kullanılmasına rağmen şarkı popülerleşmeye devam etti. 1941′de Belgrad’ın işgali sonucu Belgrad Radyosu’nun Alman ordusunun radyosu haline gelmesi ile bütün Avrupa ve Akdeniz’de de yayınlandı. Her akşam saat 21:55′de çalınmakta ve hem Alman hem de müttefik askerleri tarafından ilgiyle dinlenmekteydi.

Rivayetlere göre silah sesleri bile kesiliyormuş şarkı sırasında. Alman askerleri o sırada ateşe ara veriyor ve şarkı bittikten sonra yeniden devam ediyorlarmış savaşmaya. Müttefik kuvvetleri de aynı şeyi yapıyorlarmış. Diğer taraf şarkının sözlerini anlamasa da içli notaların sesi onları da etkiliyormuş. Ve saat 21:55 olduğunda cephede tüm silahlar susuyor, tek bir ses yankılanıyormuş her yerde: Lili Marleen…

“Kışlanın büyük kapısının önünde
Büyük bir sokak lambası vardı.
Ve o orada durdukça buluşacağız,
Sokak lambasının yanında duracağız.
Tıpkı bir zamanlar Lili Marleen gibi”

Son olarak şarkının birçok müzisyen tarafından seslendirildiğini belirtmeliyim, hatta Edit Piaf tarafından modern bir düzenlemesi bile yapıldı; ama yine de eski versyonu, Marlene Dietrich’in seslendirmesi daha hoş geldi:

 

Son

 

<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>
@

Bir Şiirdir Yaşamak






Bir Veda Havasından Aysız Sevinçsiz Kelimeler
Yıllarımın en acar
en uçarı
duyguları
nasıl da yüreğimin en kırçıl
en acımsı
yaraları oldular
Bu ne yaman
bir rüzgâr?
Sanki gök
bir uçurum..
Bulutlar
kırlangıçsız
ışıksız..
Kırağı vurdu kıra..
Dal sızlanıp kurudu..
Köreldi
kökleri nanelerin..
Itır
kokusundan soğudu..
Bu ne sakar bir duygu?
bir yanı
yangınlanır
parıldar
Bir yanı
canatar solgunluğa..
Kırağı vurdu..
Söndü ateşböceği,
dağıldı ürpertisi ruhuma..
Bir karartıdır artık
en körpe tomurcuğun
en narin gözeneği..
Elveda nazlı bebek..
Elveda kelebeğim..
Yüzünü gecelerin
ıssız boşluğuna gizleyip
için için ağlayan
yanık gelin
elveda..
Yazık ki
bağrımda uğuldayan
huysuz
uykusuz kelimelerle
bu son tutuşum seni
bu sana son bakışım..
Geçip gidiyor işte
günler
hiç durmadan..
Dilerim
tozlanmasın yeniden
özlemindeki uyum
o hırçın inceliğin
karlanmasın bir daha..
Ne benimle acılan
ne ömrün acılansın..
Bağrımda uğuldayan
aysız
sevinçsiz kelimelerle
bu son tutuşum seni
bu sana son bakışım..
Elveda mavi çiçek..
Elveda tarla kuşum
Nihat Behram

Edip'e Yanıtı Bilinen Sorular

Image Hosting by Picoodle.com Yıldızların ülkesi var mıdır Edip
Dicle aktığı toprakları seçer mi?
Kasrik boğazı'ndan esen kanlı zemheri
Yalnız Kasrik'te mi üşütür insanı?
Herkes türküsünü elbet kendi sesiyle söyler
İnsanın dili boynuna kement olur mu?
Öldürmeğe ekinlerden başlayan adamlar
Eşiklere nasıl bir zulümle gelirler?
Kimsenin kalmadığı darmadağın köylerde
'Önce Vatan' yazısı bir hüzün değil midir?…
Şükrü Erbaş

SUSUYORUM DİNLE BENİ…

Image Hosting by Picoodle.com Ansızın, hiç sebep yokken aklıma düşüyorsun.
Çağrılmış bir çocuğun sevinci var ellerinde.
Dağlar, uzak yollar Akdeniz gülen gözlerin
İste yine çaresiz susuyorum, dinle beni.
Geceden ürkmüş solan mavi ay
Saçlarında tuz kokusu kayalara koşan deniz…
Tarifsiz bir aşkın ilmiğini çözerken gözlerin
İste yine çaresiz susuyorum, dinle beni…
Bir martı telaşı var yüreğimde
Kanatları bulutlara değen bir şahin dinginliği
Ardına kadar açık kapıların pervazında bir söz
İşte yine çaresiz susuyorum, dinle beni…
Hasan Kaya

KİTAPLARA ALINMAYAN ŞİİRLERDEN:






...----...
--------------------
Sararmış evlerde rutubet koklayan kızlar/
Hiç kendileri için yaşamadılar/
Düşlerde bozgun, aşklarda hicran/
Kendilerinden uzağa kaçamadılar..
---------------------
Siyah bir rutubetti hayat, geçtim…/
İstanbul’un saçlarına kar yağıyordu/
Kar yağıyordu yazgılarımızın titrek yüzüne/
Çalınan gülüşlere, kırılan camlara, dökülen kanlara kar…/
Herkesin yazgısında bir düş,/
Her ömrün tufanında bir aşk deliriyordu/
ve gecelerin göğsüne bıçaklanmış kadınlar düşüyordu!/
------------------------ Belki bu yüzden ne kar ne şiir/
Yetmiyordu günleri ağartmaya…/
Yetmiyordu hayat hiçbir şeyi ucuza kapatmaya/
Yine de küfredilmiş adamlar şafakları şarapla yıkıyordu...
----------------------
Kar yağıyordu günlerin puslu yüzüne/
Sanal sevgilere, kinlere, kirlere/
Bir asker postalının balçıktaki izine/
Eski fotoğraflara, üşümüş sevinçlere/
Çocukların beyaz nefeslerine, Emine’ nin yüzüne/
Kar yağıyordu bu ödünç ve haczedilmiş günlere/
Kıyılarında bir ceset gibi kaldığımız düşlere…
------------------------
Siyah bir rutubetti hayat, geçtim…/
Siyah bir rutubetti, hepsi bu işte/
Şahdamarımda birkaç bayat şiirle/
Üstelik imanım da gevremişti aşktan, hayattan/
İstanbul’un saçlarına kar yağıyordu…
(Yılmaz Odabaşı.)
-----------------------
Sevgileri yarınlara bıraktınız/
Çekingen, tutuk, saygılı./
Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı.../
Bitmeyen işler yüzünden/
(Siz böyle olsun istemezdiniz)/
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi/
Kalbinizi dolduran duygular/ Kalbinizde kaldı./
Siz geniş zamanlar umuyordunuz/
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek./
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk geçeceği aklınıza gelmezdi./
Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı./
Gecelerde ve yalnız./
Vermeye az buldunuz/
Yahut vakit olmadı. (BEHÇET NECATİGİL)
----------------------
Güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan/
Dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar/
Dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsan/
Muş - Tatvan yolunda bir yer kanar/
Muş - Tatvan yolunda güllere ve devlete inanırsan/
Eşkıyalar kanar kötü donatımlı askerler kanar/
Sen bir yaz güzelisin,/
Yaprakların ekşi, suda yıkanırsan/
Portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar/
Bir yolda el ele gideriz, o yolda bir gün usanırsan/
Padişahlar ve muşlar kanar, darülbedayiler kanar/
Muş - Tatvan yolunda bir gün senin akşamın ne ki/
Orada her zaman otlar otlar ergenlikler kanar./
El ele gittiğimiz bir yolda sen git gide büyürsen/
Benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar.(TURGUT UYAR)
----------------

En SoN İz Bırakanlar

Müzik-Kutusu

nergizler bize küstu.swf nergizler bize küstu ....