UZAKLAR

hicbir beyaz bembeyaz; hicbir yaz, yaz kalmiyordu!

Penceremdeki Yaşamın kıyısından Alıntılar



Nisan 4, 2008

YeLdeğirmenlerine inat Donkişot OLMak

Don Quijote

 

Ölümsüz gençliğin şövalyesi, ellisinde uydu yüreğinde çarpan aklına, bir Temmuz sabahı fethine çıktı güzelin,
doğrunun ve haklının : önünde mağrur, aptal devleriyle dünya,
altında mahzun, fakat kahraman Rosinant’ı.

Bilirim, hele bir düşmeyegör hasretin hâlisine,
hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek,yolu yok,
Don Kişot’um benim, yolu yok,yeldeğirmenleriyle dövüşülecek.
Haklısın, elbette senin Dülsinya’ndır en güzel kadını yeryüzünün,sen, elbette bezirgânların suratına haykıracaksın bunu,alaşağı edecekler senibir temiz pataklayacaklar.

Fakat sen, yenilmez şövalyesi susuzluğumuzun,
sen, bir alev gibi yanmakta devam edeceksinağır,
demir kabuğunun için de ve

Dülsinya bir kat daha güzelleşecek…

Nazım Hikmet (1947)



Don Quijote, ince-uzun, sakallı, çelimsiz ve sıska, şövalye romanları okuya okuya sonunda şövalye olmaya özenen bir karakterdir. Kargısı, kalkanı ve kılıcı hiçbir zaman işe yaramaz. Ancak, tek silahı ikna olan, bir hatiptir o. Nezaket olsun diye konuşmaz. Konuşmak bir tür eylemdir onun için. Laubaliliğe ve hataya karşı tahammülsüzdür. Tek başınadır. Alışılmış bütün sahteliklere savaş açar. Yel değirmeni ise onun nazarında insanlığı yok edecek kötü ve zalim bir şövalyedir.

Çoktan geride kalmış Ortaçağ’ı ve şövalyelik ruhunu yeniden canlandırmaya girişen; yeldeğirmenlerine savaş açan bu âşık, sıradışı, uçuk yaşlı şövalye, Miguel de Cervantes Saavedra’nın yazdığı romanın başkahramanıdır.Onun hayatta görmek istedikleri vardır ve aldansa da hep öyle görür. Hanlar onun için şato, hancı başı asil derebeyi, pasaklı köylü kızı kontestir.

Hayalindeki sevgilisi Dulcinea del Toboso’ya âşıktır. Kendi gibi zayıf, çelimsiz Rocinante adlı atı; elinde ise sadece eski, paslı bir zırhıyla kötülere ve kötülüklere savaş açar. Tüm kötülerin ve kötülüklerin simgesi yeldeğirmenlerine karşı “idealizmi”yle toplum hayatında vazgeçilemez roman kahramanı ve bir örnek olarak yer edinir.İnsanlara adalet dağıtıp, ezilenleri koruyup, kötüleri cezalandırma düşleriyle yola koyulan Don Quijote’yi, rastladığı herkes “kaçık” / “deli” diye niteler. O, haksızlık karşısında başkaldıran, fazilete âşık bir kişidir. Hep hayal peşindedir. Küstahın ve rezilin belası olmak ister.

Ama bunun dışında kâmil bir insan, usta bir hatiptir. Onu horlayanlar ve tartaklayanlar adi ve kaba insanlardır yalnızca… Yalnız bir adamdır o ve gerçek bir kahraman değildir. Onun için kimse ilgilenmez onun düşündükleri ve ilgilendikleriyle. Hoş, isteseler de anlamazlar ya. Onun dünyasına kimse girmek istemez. Onun kahramanlıkları ve söyledikleri, başkaları için sadece bir eğlencedir, vakit geçirmek için.

Don Quijote?nin kurtardıkları, can düşmanı olup çıkarlar. Sözde dostları vardır, onun ve fırsat buldukça onu bir çarşafa sarıp kurtarırlar! Ne de olsa, delirmiş bu dosta, iyilik yapmak lazımdır. Zira iyiliklerini görmüşlerdir. Önce iyilik için kitaplarını yakarlar, softa papazın iyi niyet bekçiliğiyle! Sonra hep kurtarmak isterler onu. Don Quijote?nin hatır dinlemeyen hakikat nutuklarını anlıyor gibi yapıp kendi yalanlarını uydururlar hep birden.

Rüya ve gerçek, içiçe girer ve bir sarmal olur Don Quijote’de. “Deli”den kâmil insana doğru giden bir öykünün tiraji-komik ve “yalnız” kahramanıdır Don Quijote.

Her ne kadar artık Türkçe’de “Don Kişotlaşmak” diye bir deyim artık varsa da, kaç kişi vardır ki, böyle?

 

SON

<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>
@

Bir Şiirdir Yaşamak






Bir Veda Havasından Aysız Sevinçsiz Kelimeler
Yıllarımın en acar
en uçarı
duyguları
nasıl da yüreğimin en kırçıl
en acımsı
yaraları oldular
Bu ne yaman
bir rüzgâr?
Sanki gök
bir uçurum..
Bulutlar
kırlangıçsız
ışıksız..
Kırağı vurdu kıra..
Dal sızlanıp kurudu..
Köreldi
kökleri nanelerin..
Itır
kokusundan soğudu..
Bu ne sakar bir duygu?
bir yanı
yangınlanır
parıldar
Bir yanı
canatar solgunluğa..
Kırağı vurdu..
Söndü ateşböceği,
dağıldı ürpertisi ruhuma..
Bir karartıdır artık
en körpe tomurcuğun
en narin gözeneği..
Elveda nazlı bebek..
Elveda kelebeğim..
Yüzünü gecelerin
ıssız boşluğuna gizleyip
için için ağlayan
yanık gelin
elveda..
Yazık ki
bağrımda uğuldayan
huysuz
uykusuz kelimelerle
bu son tutuşum seni
bu sana son bakışım..
Geçip gidiyor işte
günler
hiç durmadan..
Dilerim
tozlanmasın yeniden
özlemindeki uyum
o hırçın inceliğin
karlanmasın bir daha..
Ne benimle acılan
ne ömrün acılansın..
Bağrımda uğuldayan
aysız
sevinçsiz kelimelerle
bu son tutuşum seni
bu sana son bakışım..
Elveda mavi çiçek..
Elveda tarla kuşum
Nihat Behram

Edip'e Yanıtı Bilinen Sorular

Image Hosting by Picoodle.com Yıldızların ülkesi var mıdır Edip
Dicle aktığı toprakları seçer mi?
Kasrik boğazı'ndan esen kanlı zemheri
Yalnız Kasrik'te mi üşütür insanı?
Herkes türküsünü elbet kendi sesiyle söyler
İnsanın dili boynuna kement olur mu?
Öldürmeğe ekinlerden başlayan adamlar
Eşiklere nasıl bir zulümle gelirler?
Kimsenin kalmadığı darmadağın köylerde
'Önce Vatan' yazısı bir hüzün değil midir?…
Şükrü Erbaş

SUSUYORUM DİNLE BENİ…

Image Hosting by Picoodle.com Ansızın, hiç sebep yokken aklıma düşüyorsun.
Çağrılmış bir çocuğun sevinci var ellerinde.
Dağlar, uzak yollar Akdeniz gülen gözlerin
İste yine çaresiz susuyorum, dinle beni.
Geceden ürkmüş solan mavi ay
Saçlarında tuz kokusu kayalara koşan deniz…
Tarifsiz bir aşkın ilmiğini çözerken gözlerin
İste yine çaresiz susuyorum, dinle beni…
Bir martı telaşı var yüreğimde
Kanatları bulutlara değen bir şahin dinginliği
Ardına kadar açık kapıların pervazında bir söz
İşte yine çaresiz susuyorum, dinle beni…
Hasan Kaya

KİTAPLARA ALINMAYAN ŞİİRLERDEN:






...----...
--------------------
Sararmış evlerde rutubet koklayan kızlar/
Hiç kendileri için yaşamadılar/
Düşlerde bozgun, aşklarda hicran/
Kendilerinden uzağa kaçamadılar..
---------------------
Siyah bir rutubetti hayat, geçtim…/
İstanbul’un saçlarına kar yağıyordu/
Kar yağıyordu yazgılarımızın titrek yüzüne/
Çalınan gülüşlere, kırılan camlara, dökülen kanlara kar…/
Herkesin yazgısında bir düş,/
Her ömrün tufanında bir aşk deliriyordu/
ve gecelerin göğsüne bıçaklanmış kadınlar düşüyordu!/
------------------------ Belki bu yüzden ne kar ne şiir/
Yetmiyordu günleri ağartmaya…/
Yetmiyordu hayat hiçbir şeyi ucuza kapatmaya/
Yine de küfredilmiş adamlar şafakları şarapla yıkıyordu...
----------------------
Kar yağıyordu günlerin puslu yüzüne/
Sanal sevgilere, kinlere, kirlere/
Bir asker postalının balçıktaki izine/
Eski fotoğraflara, üşümüş sevinçlere/
Çocukların beyaz nefeslerine, Emine’ nin yüzüne/
Kar yağıyordu bu ödünç ve haczedilmiş günlere/
Kıyılarında bir ceset gibi kaldığımız düşlere…
------------------------
Siyah bir rutubetti hayat, geçtim…/
Siyah bir rutubetti, hepsi bu işte/
Şahdamarımda birkaç bayat şiirle/
Üstelik imanım da gevremişti aşktan, hayattan/
İstanbul’un saçlarına kar yağıyordu…
(Yılmaz Odabaşı.)
-----------------------
Sevgileri yarınlara bıraktınız/
Çekingen, tutuk, saygılı./
Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı.../
Bitmeyen işler yüzünden/
(Siz böyle olsun istemezdiniz)/
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi/
Kalbinizi dolduran duygular/ Kalbinizde kaldı./
Siz geniş zamanlar umuyordunuz/
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek./
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk geçeceği aklınıza gelmezdi./
Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı./
Gecelerde ve yalnız./
Vermeye az buldunuz/
Yahut vakit olmadı. (BEHÇET NECATİGİL)
----------------------
Güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan/
Dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar/
Dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsan/
Muş - Tatvan yolunda bir yer kanar/
Muş - Tatvan yolunda güllere ve devlete inanırsan/
Eşkıyalar kanar kötü donatımlı askerler kanar/
Sen bir yaz güzelisin,/
Yaprakların ekşi, suda yıkanırsan/
Portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar/
Bir yolda el ele gideriz, o yolda bir gün usanırsan/
Padişahlar ve muşlar kanar, darülbedayiler kanar/
Muş - Tatvan yolunda bir gün senin akşamın ne ki/
Orada her zaman otlar otlar ergenlikler kanar./
El ele gittiğimiz bir yolda sen git gide büyürsen/
Benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar.(TURGUT UYAR)
----------------

En SoN İz Bırakanlar

Müzik-Kutusu

nergizler bize küstu.swf nergizler bize küstu ....