YeLdeğirmenlerine inat Donkişot OLMak

Don Quijote

 

Ölümsüz gençliğin şövalyesi, ellisinde uydu yüreğinde çarpan aklına, bir Temmuz sabahı fethine çıktı güzelin,
doğrunun ve haklının : önünde mağrur, aptal devleriyle dünya,
altında mahzun, fakat kahraman Rosinant’ı.

Bilirim, hele bir düşmeyegör hasretin hâlisine,
hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek,yolu yok,
Don Kişot’um benim, yolu yok,yeldeğirmenleriyle dövüşülecek.
Haklısın, elbette senin Dülsinya’ndır en güzel kadını yeryüzünün,sen, elbette bezirgânların suratına haykıracaksın bunu,alaşağı edecekler senibir temiz pataklayacaklar.

Fakat sen, yenilmez şövalyesi susuzluğumuzun,
sen, bir alev gibi yanmakta devam edeceksinağır,
demir kabuğunun için de ve

Dülsinya bir kat daha güzelleşecek…

Nazım Hikmet (1947)



Don Quijote, ince-uzun, sakallı, çelimsiz ve sıska, şövalye romanları okuya okuya sonunda şövalye olmaya özenen bir karakterdir. Kargısı, kalkanı ve kılıcı hiçbir zaman işe yaramaz. Ancak, tek silahı ikna olan, bir hatiptir o. Nezaket olsun diye konuşmaz. Konuşmak bir tür eylemdir onun için. Laubaliliğe ve hataya karşı tahammülsüzdür. Tek başınadır. Alışılmış bütün sahteliklere savaş açar. Yel değirmeni ise onun nazarında insanlığı yok edecek kötü ve zalim bir şövalyedir.

Çoktan geride kalmış Ortaçağ’ı ve şövalyelik ruhunu yeniden canlandırmaya girişen; yeldeğirmenlerine savaş açan bu âşık, sıradışı, uçuk yaşlı şövalye, Miguel de Cervantes Saavedra’nın yazdığı romanın başkahramanıdır.Onun hayatta görmek istedikleri vardır ve aldansa da hep öyle görür. Hanlar onun için şato, hancı başı asil derebeyi, pasaklı köylü kızı kontestir.

Hayalindeki sevgilisi Dulcinea del Toboso’ya âşıktır. Kendi gibi zayıf, çelimsiz Rocinante adlı atı; elinde ise sadece eski, paslı bir zırhıyla kötülere ve kötülüklere savaş açar. Tüm kötülerin ve kötülüklerin simgesi yeldeğirmenlerine karşı “idealizmi”yle toplum hayatında vazgeçilemez roman kahramanı ve bir örnek olarak yer edinir.İnsanlara adalet dağıtıp, ezilenleri koruyup, kötüleri cezalandırma düşleriyle yola koyulan Don Quijote’yi, rastladığı herkes “kaçık” / “deli” diye niteler. O, haksızlık karşısında başkaldıran, fazilete âşık bir kişidir. Hep hayal peşindedir. Küstahın ve rezilin belası olmak ister.

Ama bunun dışında kâmil bir insan, usta bir hatiptir. Onu horlayanlar ve tartaklayanlar adi ve kaba insanlardır yalnızca… Yalnız bir adamdır o ve gerçek bir kahraman değildir. Onun için kimse ilgilenmez onun düşündükleri ve ilgilendikleriyle. Hoş, isteseler de anlamazlar ya. Onun dünyasına kimse girmek istemez. Onun kahramanlıkları ve söyledikleri, başkaları için sadece bir eğlencedir, vakit geçirmek için.

Don Quijote?nin kurtardıkları, can düşmanı olup çıkarlar. Sözde dostları vardır, onun ve fırsat buldukça onu bir çarşafa sarıp kurtarırlar! Ne de olsa, delirmiş bu dosta, iyilik yapmak lazımdır. Zira iyiliklerini görmüşlerdir. Önce iyilik için kitaplarını yakarlar, softa papazın iyi niyet bekçiliğiyle! Sonra hep kurtarmak isterler onu. Don Quijote?nin hatır dinlemeyen hakikat nutuklarını anlıyor gibi yapıp kendi yalanlarını uydururlar hep birden.

Rüya ve gerçek, içiçe girer ve bir sarmal olur Don Quijote’de. “Deli”den kâmil insana doğru giden bir öykünün tiraji-komik ve “yalnız” kahramanıdır Don Quijote.

Her ne kadar artık Türkçe’de “Don Kişotlaşmak” diye bir deyim artık varsa da, kaç kişi vardır ki, böyle?

 

SON

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !